Skip to content Skip to footer
Soru 1
İşkence tanıklıklarının altında yatan olgularda bir örüntü görebilir miyiz? Hangi gruplar hedefleniyor ve neden? Motivasyon nedir ve devletin en yüksek düzeydeki katılımı nedir?
Soru 2
İşkence hakkındaki tanıklıklar, Türkiye'de işkencenin sistematik ve organize bir kullanımı olduğu sonucuna varmamıza izin veriyor mu?
Soru 3
İşkence veya kötü muamelenin önlenmesi ve izlenmesi için dahili bir sistem var mı ve evet ise, gerçekte nasıl işler?
Soru 4
Olası kötü muameleye veya işkenceye karşı etkili bir yaptırım sistemi var mı? Yoksa tutuklu bulunan kişilere yönelik kötü muamele ve işkenceye karşı organize bir cezasızlıktan söz edebilir miyiz?
Soru 5
Türkiye'deki avukatların durumunu ve müvekkilleriyle ilişkilerini ve uluslararası standartlara uygun olarak adil yargılanma ilkesini güvence altına alarak savunmayı nasıl organize edebileceklerini değerlendirebilir miyiz?
Soru 6
Türkiye cezaevlerinde ve nezarethanelerinde, tıbbi bakım düzeyi, sağlık personeli, zamanında tepki verme prosedürleri ve gerektiğinde özel hizmetlere güvenme olanakları var mı? Sağlık hizmetlerine erişim haklarını uluslararası kabul görmüş standartlara uygun olarak korumak için ne gerekiyor?
Soru 7
Sağlık personelinin, hapishanede tutulan veya başka herhangi bir gözaltında tutulan herhangi bir kötü muameleyi ve / veya işkenceyi inceleyip bağımsız olarak raporlayabileceği garantileri (de jure ve de facto) var mıdır, varsa nelerdir?
Soru 8
Mahkemeden önce hazırlanan raporları ve ifadeleri dikkate alarak, kaçırılmaların tekrar devletin muhaliflere karşı eyleminin bir parçası olduğu ve bu gerçekler hakkında ciddi bir soruşturma düzenlenmediği sonucuna varabilir miyiz?
Soru 9
Bu aşamada Türkiye, yeterli derecede basın özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün garanti edildiği bir ülke olarak kabul edilebilir, bu nedenle iyi işleyen bir demokrasinin standartlarına uygun olabilir mi?
Soru 10
Türk hükümeti tarafından alınan kararlar (hala) “darbe” ile bağlantılı bir tepki olarak düşünülebilir mi veya bu kararlara karşı kritik olan sesleri ve / veya kuruluşları “yok etmenin” bir yolu olarak değerlendirilmeleri gerekir mi?